4
2.
DİLİN GÖREVLERİ
Dil, yerine
göre bireyler arasında sevgi, yakınlık, uzaklık, sempati, nefret, sıkıntı gibi
yakın ve uzak duygusal bağlar oluşur. Başka bir söyleyişle ortak bir toplum
vicdanı, ortak bir kültür ve ortak değerler oluşturur.
Düşünceyi ifade etme bakımından dilin birçok görevi vardır: adlandırma (tanıtma), emir (isteme, yaptırma), tebliğ (duyurma, bildirme), nakil (taşıma) gibi.
Adlandırma
(ad/isim verme),
bir nesneyi, nesneye ait bir özelliği, çokluğu, biçimi, rengi, hareketi belirlemek
amacıyla en kısa yoldan tanımlamak üzere oluşturulan ses kümesidir.
Adlandırmanın, nesneyi tanımak ve tanıtmak gibi iki önemli işlevi
vardır. Nesneyi tanımak, nesnenin adı söylendiğinde nesneyi hatırlamak yahut
tasavvur etmek; tanıtmak ise söylenen sözün (adın)
başkası tarafından aynı şekilde anlaşılmasını sağlamaktır.[1] Başka bir söyleyişle somut veya soyut
bütün nesneler ve kavramlar adlandırılarak belirsiz yahut meçhul kalmaktan
kurtulur. Bir ad verilmemiş nesne, duygu, düşünce vs. açık ve duru olarak
anlatılamaz veya anlaşılamaz.[2]
Dil, bütünüyle adlardan oluşur. İnsanlar, kendi kültürlerine ve anlayışlarına uygun olarak her nesneye bir ad
uydurmuştur (vermiştir). Ad, söylendiğinde o
nesneyi hatırlatan söz kümesidir.
Emir,
bir isteğin yerine getirilmesinin arzusudur. Emir, konuşmanın en kısa anlamlı birimidir.
Ses bakımından az, söz bakımından kısa, vurgu bakımından sert ve tonlama
bakımından yüksek unsurlar taşır. Dilin bu fonksiyonu çocuk ve asker dilinde
daha yaygın kullanılır. Emir, bir kimsenin kendisinin yapması gereken işi başkasından
yapmasını istemesidir.
Çocuk, dilini, bir isteğinin yapılmasını emretmek için kullanır.
İnsanlar, henüz bebek iken bile ebeveynlerine istediklerini yaptırabilirler.
Konuşamazken bile ağlayarak el kol hareketleri ile acıkma, altını kirletme vs.
isteklerini ısrarla anlatarak ihtiyaçlarını gidermesini sağlayabilir. Konuşmaya
başladıklarından on yaşlarına kadar isteklerini emirle ve inatlaşma ile yaptırırlar.
Bu dönem içinde kullandıkları cümle türü, genellikle emir kipi ile ifade
edilir.
Çocuk dilinde emir cümleleri, düşüncelerini ifade bakımından hem
çok yer tutar hem de bu dili kullanmak onlara zevk verir. Bu-nun için hem ana
dil hem ikinci dil öğretiminde konuşma, okuma ve yazma çalışmalarına emir
cümleleri ile başlamanın uygun olacağı düşünülmüştür.
Komutanlar, bir emirle askerleri ölüme gönderebilir, bebek emir
ifade eden sözleriyle anneye ve babaya istediğini yaptırır.
Emir, dilin insanları harekete geçiren yaptırım gücü yüksek bir
ifade biçimidir ve çoğu zaman da en önemlisidir. Komutanlar, bir emirle
binlerce askeri harekete geçirir. Yine komutanlar bir emirle binlerce askeri
ölüme gönderebilir. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk, büyük taarruzda ordulara “Asker, size ölmeyi emrediyorum. Ordular ilk
hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emri ile binlerce askeri harekete geçirmiştir
ve yüzlercesi şehit olmuştur.
Yetişkin ve kültür dilinde emir cümleleri, daha çok nezaket kuralları
içinde "Rica ederim. Lütfen."
gibi ifadelere dönüşür.
Tebliğ
(sunum) görevi: üst bir makamdan alınan bir bilginin alt
makamlara iletilmesine tebliğ denir. Tebliğ iki farklı statüdeki kişi arasında
bir emrin veya isteğin bildirilmesidir. Tebliğ, sözlü olabileceği gibi yazılı
da olabilir. Resmî makamların tebliğleri aslında bir emir hükmündedir.
Peygamberler, Allah’tan aldıkları emirleri insanlara tebliğ etti.
Tebliğ, bilginin, tecrübenin, düşüncenin, emrin başkalarına sözle veya yazı ile anlatılmasıdır. Başka bir ifade ile bildirimdir.
Dershanede bir öğrencinin, misafirlikte bir kimsenin düşüncelerini
anlatması da tebliğ olarak görülmelidir. Daha geniş bir ifade ile tebliğ veya sunum,
bir kimsenin bilgisini, tecrübesini, düşüncesini ve duygusunu başka insanlara
ifade etmesidir.
Nakil (taşıyıcı) görevi,
dilde sahip olunan kelimelerin veya diğer anlamlı ses birimlerinin (atasözü,
deyim, mecaz, argo vb.) yardımıyla
tarihî, millî, dinî, ahlâkî, insanî değerleri ve birikimleri bir sonraki nesillere
sözle ya da yazılı olarak aktarmak veya taşımaktır.
Çocuğun dilini çevrenin dili olmaktan kurtarmak, dilin sosyalleşme
seviyesine ulaşması anlamına gelir. Dilin sosyalleşmesi bir kültür dili hâline
gelmesi demektir. Bu durumda dilde taklit,
tekrar ve monolog sona erer. Konuşma, tebliğ ve nakil seviyesine ulaşır. Bu
hemen kazandırılacak bir beceri değildir.
Yetişkinler, önceki nesilden aldığı dinî, ahlâkî, sosyal
değerleri, gelenekleri ve görenekleri yaşayarak (farkında olmayarak) veya sözle
yahut yazı ile bir sonraki nesle nakleder.
[1] Burada nesne sözü, çok geniş anlamda anlaşılmalıdır:
kavram, soyut, somut, renk, eylem, sayı vs. her duruma ve her şeye ad olan
genel olarak da “kelime” veya sözcük olarak tanımlanan ses grubu.
[2] Örneğin “ağaç” kavramını; kökü var, gövdesi var, dalı,
yaprağı, meyvesi var olan bir varlıktır şeklinde anlatmaya çalışmak gibi.
Yorumlar
Yorum Gönder