2
SÖZÜN BAŞI
Dilin bilimsel ve kültürel
birikimleri geniş halk kitlelerine yayma,
koruma ve gelecek nesillere taşıma gibi önemli görevleri vardır. Ayrıca,
dil, kavramlarla, terimlerle ve deyimlerle bilimsel ve kültürel değişme ve
gelişmeleri hem açıklar hem de kaydeder. İnsanlar, düşündükçe kavramlar ve
terimler oluşturur, Kavramlar oluşturdukça bilimsel olayları yorumlama ve açıklama
da kolaylaşır ve düşünce ufku genişler,
Elbette, bu ilişki çok yönlüdür: "Kültür denilen ortak paydanın aslî unsuru
dildir" (Tural 1997). Kültür, "Bir toplumun üyeleri arasında paylaşılan, devredilen ve bir değişim
süreci içinde bulunan öğrenilmiş davranış kalıpları ile bu kalıpların ürünlerinin
oluşturduğu bir yaşam biçimidir" (Tezcan 1993:159). Bu yaşam biçiminin
gelecek nesillere taşınmasında dil, önemli bir araçtır. Dil insanların yaşayış
ve düşünce biçimlerinin birbirlerine benzeşmesinde önemli rol oynar. "Aynı geçmişi ve şimdiki zamanı
paylaşan, aynı kaideleri bölüşen; dil -anlaşma vasıtası ve edebiyat- gelenek,
görenek bakımından benzeşen insanların meydana getirdiği hayat tarzı, bir kültürdür"
(Tural :1997). Bu hayat tarzında bölüşülen her unsur esas ifadesini dilde
bulur.
Tarih boyunca ve günümüzde farklı
söyleyişlerde, farklı seslerde ve farklı yapılarda da olsa bütün insanlar
tarafından anlaşma amacıyla kullanılan dil; düşüncenin, kültürün ve
davranışların oluşmasında, gelişmesinde, naklinde, korunmasında ve düzenlenmesinde
kullanılan önemli bir araçtır. Dil bu işlevselliğini konuşma ile sağlar,
yazıyla kaydeder. Yazı, milletin kıymetli evraklarının sakladığı bir kasa
gibidir.
Dil, yaşama biçimini, kültürü ve halkın düşüncelerini yansıtır. (De Madariaga (Madaric)(Turhan
1983: 31-32)'e göre halkın dili, o dili
konuşan halkın kültürünü ortaya çıkaran anahtardır.
Dil, bilim ve kültür alanındaki
buluşları ve gelişmeleri koruma görevini üstlenmiştir. Bu yönüyle dil toplumun
hafızasıdır. Bu hafıza, sözlü ve yazılı olmak üzere iki yönlü çalışır. Sözlü
hafızada yer alan bilimsel ve toplumsal birikimler zamanla değişebilir veya unutulabilir.
Başka bir söyleyişle ortaya ilk konuş biçimini koruyamayabilir. Fakat, yazıyla
kaydedilen bilgiler ve kültürel değerler ilk yazıldığı zamanki biçimiyle
korunur. Sonraki nesiller, bu birikimleri, yeni birikimlerle zenginleştirir ve
yeniden yazıya geçirir. Böylece her nesil bir önceki nesilden devraldığı kültürel
ve bilimsel mirası zenginleştirerek sonraki nesle devreder. Buna göre, günümüzde
ulaşmış olduğumuz bilimsel ve kültürel seviye, geçmişten getirilen bilgi ve
birikimlere dayanır. Geçmişte kazanılmış olan birikimler yazılı hâle
getirilmemiş olsaydı, her nesil, birçok konudaki bilgi ve birikimleri yeniden
tecrübe ve keşfetmek zorunda kalacaktı. Bu bakımdan yazı dili, bilimsel ve
kültürel birikimlerin hem yayılmasında hem de korunmasında çok önemlidir.
Nitekim yazının icadından önce
yaşamış toplumlar ve onların yaşayış biçimleri hakkında yeterli bilgilere
sahip değiliz. Günümüzde ortaya konular yazılı eserler de gelecekte yaşayacak
insanlara bırakılacak önemli miraslardan biridir.
Bireysel olarak duygu ve
düşüncelerimizi yazarak saklarız. Yazıya geçirilen bu duygular ve düşünceler
hem günümüzde hem de gelecekte insanlar tarafından okunur ve onlara yeni
görüşler kazandırır.
Günümüzde kaydedilen bilimsel ve
kültürel buluşların ve görüşlerin nesilden nesle aktarılmasında yazı, en önemli
kalıcı unsurlardan biridir.
Kısaca dil, insan ve toplum
varlığının ayrılmaz bir parçasıdır.
Saygılarımla.
21.06.2017
Dr. Nusret Alperen
Yorumlar
Yorum Gönder